Suche

DEMKAD Taciz Ediyor Asiye Müjgan - Filiz Karakuş

Aktualisiert: 30. Jan.

DEMKAD

Taciz Ediyor Asiye Müjgan - Filiz Karakuş


"Eşi parti başkanlığı yapan bir kadının, politikada yerini alması kadar doğal bir şey yoktur."

(DEMKAD)

Adında "kadın" sözcüğünün geçmesi dışında kadın cinsiyle ilgisi olmayan DEMKAD'ın bu açıklaması son günlerin en önemli incilerinden biri galiba. Gerçekte DEMKAD'ın "kadın" ile çok ciddi bir ilgisi var. Ama tersinden bir ilgi.

DEMKAD, "kadın"ı tam da erkek egemen anlayışla tanımlıyor... Kadın belirlenendir; özne değil, nesnedir. Kadını belirleyen erkektir; Elena'yı belirleyen Nikolay'dır. Parti başkanı Nikolay'ın karısının politikada yer almaması olanaksızdır. Elena, halkın "ana"sıdır.

DEMKAD'a göre, kadınların toplumdaki yeri tarihsel, dini, kültürel nedenlerle geridir ve kadının devrimci mücadeledeki yerinin sağlamlaşması, kadınların mücadeleye katılımının hızlanmasıyla sorunların nesnel temelleri hafifleyecek ve yok olacaktır.

Kadınların cinsiyetlerinden ötürü ezildiklerini ve sömürüldüklerini söyleyen biz "narin ruhlu çuvaldızlı feministler"e göre ise, kadın kurtuluşunun önündeki, DEMKAD ve benzerleri gibi çok ciddi engeller temizlenmedikçe kadınların özgürleşmesi asla mümkün olmayacaktır.

Türkiye'deki işsizlik oranını biliyoruz. Ama kadın kurtuluş mücadelesinde yer alırken, bu işsizler ordusunun çoğunluğunun kadın "neferlerden oluştuğunu, hatta çalışabilir yaşta bulunan kadın nüfusunun, aile içindeki belirlenme ile ev kadını olarak tanımlanması nedeniyle, işsizler hanesine yazılmadığını da biliyoruz.

Kadıköy vapuruyla seyahat etmeyen milyonlarca kadın olduğunu da biliyoruz. Ama kadınların Kadıköy vapurunun dışında otobüste, trende, sokakta, fabrikada, büroda, hastanede, hapisanede, elle, gözle, sözle cinsel tacize uğratıldığını, evde koca ya da yakın akraba erkekleri tarafından ırza geçmeye varan cinsel tacizler yaşadıklarını da biliyoruz.

Biz 15'inde fabrikaya giren, ama evlenince kocası tarafından işten çıkartılan, hamilelik nedeniyle işten atılan, cinsel tacize uğradığında ya susan ya da sesini yükselttiği için iş akdi feshedilen işçi kadınlarla aynı "soy"dan değiliz. Ama aynı cinsteniz. Kadın olduğu için sigortasız çalıştırılan, kadın olduğu için nitelik gerektirmeyen ya da az nitelik gerektiren işlerde çalışıp daha az ücret alan, üretime katılmanın yanı sıra esas olarak ev kadını statüsünde bulunması nedeniyle karşılığı

ödenmeyen işgücü harcayan, kocanın, çocukların ve yaşlıların bakımını da üstlenmek zorunda olduğundan sendikaya uğramaya bile zaman ayıramayan kadınlarla aynı cinsteniz.

Biz ezilen cins, sınıf, ulus ya da çeşitli gruplar üzerinde uygulanan şiddetinbaskının türü ve derecesi arasında ayrım gözetmiyoruz. Ancak baskı ve şiddetin türü ve yöneldiği kesime bağlı olarak, karşı mücadelenin de buna uygun yürüyeceğini

biliyoruz. Biz kadın kurtuluş mücadelesinde yer aldığımızda kocası kaçak olan kadına yapılan sperm muayenesini, karakoldaki ırza geçmeyi, bekaret kontrolünü gündemimizin esas maddeleri olarak, diğer ezilme ve baskı görme biçimlerini de dayanışma bağlamındaki gündem maddeleri olarak belirleriz.

İşçi sınıfının mücadelesinin asıl özneleri kadın kurtuluşçuları olmadığı gibi, kadın kurtuluş mücadelesinin asıl öznesi de işçi sınıfı değildir.

Ama işkencede sakat bırakılma ile kadının aile içinde ırzına geçilmesinin, koca dayağından ötürü yüzünün morarmasının arasında özde fark yoktur. İşkencenin dahi kanıksanır hale geldiği bu ülkede, "ananı..." diye başlayan küfürlerle yaşanan cinsel tacizin olağan bulunması anlaşılmaz bir durum değil. Ne var ki, çok tehlikeli bir durum.

Biz, ne kadınların namusunun bedenleriyle eş anlama geldiğini düşünüyoruz, ne de mor iğnelerle namus korumak gibi bir niyetimiz var. Biz, elle, sözle, gözle tacize uğradığımızda bu durumu utanç olarak yaşaması öğretilen kadınlar olarak, haykırmayı savunuyoruz. Utancı bize ait olmayan cinsel tacizi teşhir etmeyi, susmamayı, tepki göstermeyi, mor iğneleri mütecavize batırmayı savunuyoruz.

"Bedenimiz Bizimdir-Cinsel Tacize Son" Kampanyası çerçevesinde kadınların, gece tümüyle erkeklere ait olan sokaklara çıkmalarının, meyhane-birahane-kahvehanelere gitmelerinin burjuva basınınca çarpıtılmasında, bizce tuhaf bir yan yok. Bu basın neleri çarpıtmadı ki? Hele de işin içinde kadın olursa, haber hemen magazinleşmez mi? Her operasyonun ardından, kadınların fotoğrafları "azgın dişi militanlar", burjuva meşruiyetine uygun bir biçimde nikahlı olsalar dahi karı-kocalar "devrim nikahlı" olarak lanse edilmedi mi? Açlık grevlerinin ölüm sınırına geldiği günlerde bu olaydan iki satırla söz eden gazeteler, çocuklarını desteklemek amacıyla grev yapan kadınları "acıklı" pozlarla öne çıkarmadı mı?

Biz burjuva basınının bu cinsiyetçi çarpıtmalarını garip karşılamadığımız gibi,

Yeni Çözüm Dergisi'ndeki "emeğin ve kavganın kadınları" DEMKAD'ın açıklamasını da garipsemedik. Kadın kurtuluşunun önündeki cinsiyetçi kapitalist engelin kaldırılmasından sonra da sürdüreceğimiz anti-cinsiyetçi mücadelenin ne denli çetin geçeceğini bir kez daha anımsadık sadece.

ÇUVALDIZI KENDİNİZE İĞNEYİ BAŞKASINA...

Sayın çuvaldızlı feminist hanımlar!

Siz yüzde otuzu işsiz, insanlarının bir Avrupalıdan on kat daha geri bir yoksulluk içinde yaşadığı, konut bulamadığı, doktora gidemediği, eğitim göremediği, beslenemediği, binlerce insanın işkenceden geçirilip hapsedildiği veya özgürlük istediği için katledildiği bir ülkede Kadıköy vapuruyla seyahat etmeyen başka kadınlar olduğunu biliyor musunuz?

Siz 15 yaşında girdiği fabrikadan emekli olmadan kapı dışarı edilen, üç kuruşa sefil gibi çalıştırılan kadın işçilerle aynı soydan mısınız? Karakollarda işkence ile ırzına geçilen kızların, 70'inde işkence gören ihtiyarların öfkeli onurları sizi hiç ilgilendiriyor mu? Sokak başlarında, dağlarda katledilen, ana-babaları işkenceden geçirilen kız-erkek devrimcilerin parçalanmış cesetleri sizin bir bakıştan rahatsız olan narin ruhlannızı daha mı az etkiliyor? Siz hiç evlatları kayıp analar gördünüz mü? Yüz binlerce fahişe yaratan bu düzenin sizin o çok 'etkili' namus koruma iğnelerinizden pek hoşlandığını renk renk burjuva basınının fotoğraflarından anlamıyor musunuz?

Yoksa siz bu ülkenin halkıyla dalga geçen meyhane muhabbetçileri misiniz?

DEMKAD

Demokrasi için Kadın Derneği Yeni Çözüm, Aralık 89


1990 Kaktüs Sayi 10

9 Ansichten0 Kommentare

Aktuelle Beiträge

Alle ansehen

Kadınların Kurultayı (!) Asiye Müjgan, Fatma Mefkure, Nalan Çağlar Kurultayın hemen sonrasında kurultay öncesi hazırlık süreci ve kukultay üzerine çok sözümüz olduğunu düşünüyorduk. Zaman süzgeci çoğu