Suche

Cinsiyetçi ideoloji ve Feminizm Asiye Müjgan

Aktualisiert: 30. Jan.



Cinsiyetçi ideoloji ve Feminizm

Asiye Müjgan

Kadınlar bütün bir cins olarak, erkek egemen ideolojinin boyunduruğu altında, bu ideoloji tarafından belirlenir durumda bulunuyorlar. Erkek egemenliğinin hem ideolojik yapısının, hem de toplumsal formasyonlara eklemlenen sistemleşmiş yapısının belirleyici niteliğe kavuşmasının ciddi bir mücadele gerektirmiş olduğu varsayılırsa, varılmış olan erkekler lehine başarısının, iki cinsin uzlaşması olarak da anlaşılması gerekir.

Erkek egemenliği ya da aynı anlama gelmek üzere kadınların belirlenen cins konumunda bulunmaları, kadın cinsinin consensus'unu gerektirir ve böyledir de. İkinci cins konumu, kadın cinsi tarafından, esas

olarak, rıza ile benimsenir. "Aklı kısadır" ama "saçı uzundur". Uzun, ışıl ışıl ipeksi saçlar erkeklerin hiç aklından çıkmayan, neredeyse hayranlık duydukları, sevimli iltifatlar yağdırdıkları en "hoş" kadın yanlarından biridir. Erkek işine karışmaması kuraldır, ama "elinin hamuru" bütün bir aileyi doyurur. "Eksik etektir", ama eteğinin altında erkeklerin "süreceği" çok verimli bir "tarla" vardır. Kadın hem zevk aracıdır, hem namus; uğruna hapis yatılır. Kadın sevgilidir; anadır, cennet ayaklarının altındadır.

Erkeğin egemen olma mücadelesi nasıl gelişti; erkek egemen ideolojinin yerleşmesi nasıl bir seyir İzledi; cinsiyetçi sistem toplumsal formasyonlara nasıl eklemlendi? Bu soruların tartışmasını-kendi açımdan- daha sonraya erteleyerek, denilebilir ki, cinsiyetçi ideoloji doğal ve toplumsal nedenlerle kadın cinsini yok etmeye yönelmediğine göre, bu cinsin de rızasını da alacak biçimde hegemonya kurdu.

Cinsiyetçi ideoloji ve erkek egemenliğinin, kadınları ikinci cins olarak belirlerken, onlara bazı "hoşlukları" da bahşederek uzlaşma noktasını bulmuş oldukları söylenebilir. Mücadelenin yitirildiği bu noktada ise, kadınların konformizminin başladığını söylemek yanlış olmaz. Kadınların ikinci cins konumuyla uzlaşmaları, onların bu konuma uygun yaşamalarını da beraberinde getirir.

Ancak, kadınların içselleştirerek savundukları, yaşam biçimi olarak uygulayageldikleri, yeniden ürettikleri erkek egemen ideoloji verili erkek egemen ideolojinin aynı değildir. Egemenin, egemenliğini sağladığı uzlaşma noktasındaki kadını hoş tutma yanı, kadınların avuntusu olarak erkek egemen ideolojiyi benimsemenin yolu olur.

Adem Hava’ya der ki:

"Hadi bakalım, ben şu elmayı yerken sen

bahçeyi sula. hayvanları say. yemeği

hazırla ve kendine çeki düzen ver.

Yılanı beslemeyi de unutma."

Erkek egemen ideoloji, kadınların ikinci cins konumuna tabi olmasının, bu konuma uygun kılınmasının deneyimi olması nedeniyle ikili bir karaktere sahiptir. Aynı ikili karakter, kadınlar için de geçerlidir. Kadınlar ikinci cins konumuna tabi kılınmanın gerekli niteliklerini taşırken, öte yandan, erkeklerle aralarındaki farklılığın, kendileri aleyhine bir farklılık olduğu bilincine varma sürecini de yaşa(yabili)rlar.

Feminizmden sözedebileceğimiz ilk nokta bu olabilir. Feminizm, kadın ve erkek arasındaki farklılıkların algılanması ve değerlendirilmesini içerir. Ayrıca, erkek egemenliğini aynıyla-bu kez kadınlar lehine- üretmeye ve o egemenliği kullanmaya değil, ona karşı direnmeye eğilimlidir.

Feminizmin, sınıf ideolojileriyle olan farklılığı bu noktada daha iyi anlaşılabilir.

Çünkü feminizm, erkek egemenliğine karşı direnişin ve bu egemenliğin yok edilmesinin koşullarını özleyen bir ideoloji olarak, bu çerçeve ile sınırlıdır. Sınıf ideolojileri gibi ayrıntılı toplum projelerine sahip değildir, olamaz da.

Çünkü;

- Feminizm bir cins ideolojisi olarak, ya da aynı anlama gelmek üzere ikinci cins konumundan sıyrılmayı öngören bir ideoloji olarak, belli-farklı toplumsal formasyonlar içinde varolur.

- Feminizm bir cinse özgülüğü nedeniyle, toplumsal formasyonunun üretim biçiminin tarihsellik ve maddiliğine içsel olarak indirgenemeyen bir tarihsellik ve maddiliğe sahiptir. Feminizmin tarihselliği ve maddiliği, kadın cinsinin sömürülüşünün ve baskı altına alınışının bugüne dek evrilerek gelen sürecine içkindir. (Ancak tarihin belli bir sürecinden sonra ikinci cins konuma düşen kadınların bu duruma karşı baştan beri direnmediklerini varsaymak için hiç bir haklı.gerekçe olamaz.)

- Ayrıca feminizm, bütün diğer ideolojiler gibi, güçleri ve konumları farklı olan sınıflarca kurulan kapsamlı bir toplumsal iktidar sistemi içinde kayıtlı olarak bulunması nedeniyle, içerisinde varolduğu toplumsal formasyondaki sınıf ve ideolojilerle de çeşitli düzeylerde bağlantılara sahip olur.

Toplumun yarısını oluşturan bir cinse karşılık düşen bir ideoloji olarak feminizm ile toplumdaki diğer sınıf ideolojilerinin ilişkisi, sınıf ideolojileri açısından bir yarışma ve eritme süreci anlamına gelir. Sosyalist ideolojinin maddi güç olma sürecinde, burjuva ideolojisinin ise verili sistemin sürdürülmesinde sınıf öznelerine ihtiyaç duyması çok anlaşılır bir durumdur. Ama soruna cinsler açısından bakarsak, her iki sınıf ideolojisinin de özneleştirmek zorunda olduğu kadın cinsiyle ilişkisi yarışmacı ve eritmeye yönelik bir tutum olarak belirir.

Sınıf ideolojilerinin, feminizme olan bu ilişkisine karşın, tam da bu nedenle ve kadınların toplumdaki çeşitli sınıflara kayıtlılıkları nedeniyle, bu ilişki çeşitli eklemlenme biçimleri içinde varolur. Tam tersinden erkek egemen ideolojinin, farklı toplumsal formasyonlardaki farklı egemen ideolojilerle eklemlenmesi gibi.

Erkek egemen ideoloji de, feminizm de sınıf, ulus, renk, ırk, din ötesi bir özellik taşıyor. Birincisi kadın cinsinin ikincilliğini öngörerek bütün erkek cinsine üstünlük sağlarken, ikincisi egemenliğe direnmeyi ve egemenliği yoketmeyi öngörerek bütün kadın cinsine eşitlik, özgürlük, kurtuluş yolunu açıyor, ya da bu yo


lu açma potansiyel ve olanaklarını sağlıyor. Bu anlamda feminizm, kadın cinsine özgülüğü çerçevesinde bütünlüklü bir ideoloji niteliğine sahip bulunuyor. Feminizm içi ayrımlar ise bu bütünlüklü olma halinin karşıtlığına değil, kadınların farklı toplumsal sınıflara kayıtlı olma durumlarına işaret ediyor. •

1990 Kaktüs Sayı 11


26 Ansichten0 Kommentare

Aktuelle Beiträge

Alle ansehen

Kadınların Kurultayı (!) Asiye Müjgan, Fatma Mefkure, Nalan Çağlar Kurultayın hemen sonrasında kurultay öncesi hazırlık süreci ve kukultay üzerine çok sözümüz olduğunu düşünüyorduk. Zaman süzgeci çoğu

Siyah Protesto Asiye Müjgan-Fatma Mefkure-Nalan Çağlar Yapılacak işin ve niyetlerin "iyi" olması, zaman zaman insanları çoşkunun egemenliğine hapsediyor galiba. Kadın ve insan olarak, hapisanelerdeki